Haklı Olmak Her Zaman Kazanmak Değildir

Geçmişte çalıştığım bir perakende markasını gerçekten çok sevmiştim.

Yaptığımız işin kendine özgü bir dünyası vardı. Markanın kültürünü, müşterilerini ve birlikte çalıştığım ekibi benimsemiştim. O ekipten iki kişi bugün hâlâ hayatımdaki en yakın dostlarım arasında.

Ekonomik şartların zor olduğu bir dönemdi. Buna rağmen hedeflerimizi tutturuyor, başarılı sonuçlar alıyorduk. Ben de yaptığım işe ve ortaya koyduğumuz performansa güveniyordum.

Sonra şirket el değiştirdi.

Yeni yönetimle birlikte markanın öncelikleri, kültürü ve çalışma biçimi değişmeye başladı. Yeni yöneticiyle aynı bakış açısında buluşamadık. Zaman içinde çalışma alanımın daraldığını ve önüme engeller çıktığını hissettim.

Sonunda benim tercih etmediğim bir kararla yollarımız ayrıldı.

O gün bunun büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyordum.

Bugün geriye baktığımda da o kararın adil olduğunu söyleyemem.

Beni yeterince tanımadan, dinlemeden ve yaptığımız işleri tam olarak değerlendirmeden bir karar verildiğine inanıyordum. Üstelik başarısız olduğumu düşündüğüm bir dönemde de değildim. Tam tersine, iyi sonuçlar aldığımızı ve işimizi doğru yaptığımızı düşünüyordum.

Haklı mıydım?

Kendi açımdan evet.

Fakat hayatın zor tarafı şu:

Haklı olmamız, yaşananları değiştirmiyor.

Uzun süre o kararı anlatabilir, daha sonra karşılaştığım her güçlükte yaşadığım haksızlığı gerekçe gösterebilirdim.

“Beni anlamadılar.”

“Önümü kestiler.”

“Bana fırsat verilseydi bugün başka bir yerde olurdum.”

Bunların bir kısmı doğru da olabilirdi.

Ama doğru olması beni ileri götürmeyecekti.

Bu nedenle yaşadığım haksızlığı uzun süre üzerimde taşımadım. Unutmadım, yapılanı doğru da bulmadım. Fakat o duyguyu başka bir şeye dönüştürdüm.

Önce kendime, sonra da yapabileceklerimden şüphe edenlere neler başarabileceğimi göstermek istedim.

O olay bende ciddi bir çalışma isteği ve kendimi ispat etme kararlılığı yarattı.

Kendimi bildim bileli adalet duygum güçlüdür. Haksızlığa uğradığımı hissettiğimde bundan kolay kolay hoşlanmam. Fakat zamanla kendimle ilgili bir şeyi fark ettim:

Bazı insanlar baskı altında içine kapanır; bense daha fazla odaklanırım. Haksızlık duygusu çoğu zaman beni aşağıya çekmek yerine harekete geçirir.

Bu herkes için geçerli bir yöntem değil.

Her insan yaşadığı haksızlığı aynı şekilde karşılamak zorunda da değil. Bazı yaraların iyileşmesi zaman alır. Bazı durumlarda itiraz etmek, mücadele etmek ve hakkını aramak gerekir.

Ancak benim yol boyunca öğrendiğim şey şu oldu:

Bana yapılan haksızlığı sürekli anlatmak yerine, onu çalışmak için bir nedene dönüştürdüğümde kendimden daha fazla verim alıyorum.

Yaşadığım olayın beni motive etmiş olması, yapılanı doğru hâle getirmiyor.

Fakat başkasının verdiği yanlış bir kararın benim geleceğimi de belirlemesine izin vermek istemedim.

Çünkü hayat her zaman adil davranmıyor.

Aynı noktadan başlamıyoruz. Aynı imkânlara sahip olmuyoruz. Bazen bizden daha az emek verenlerin önümüze geçtiğini görüyoruz. Bazen güvendiğimiz insanlar bizi hayal kırıklığına uğratıyor.

Bütün bunları yok saymak, her şeyi insanın kendi çabasına bağlamak da başka bir haksızlık olur.

Fakat bir süre sonra insanın önünde başka bir soru beliriyor:

Yaşadığım haksızlığın hayatımın geri kalanını yönetmesine izin verecek miyim?

Haklı olmak, geçmişte ne yaşandığıyla ilgilidir.

Kazanmak ise bundan sonra ne yapacağımızla.

İnsan bazen haklılığını o kadar uzun süre taşıyor ki onu kimliğinin bir parçası hâline getiriyor. Kendini artık aldığı kararlarla, yaptığı işlerle veya kurduğu hayatla değil; kendisine yapılan haksızlıkla anlatmaya başlıyor.

Ben de yıllarca aynı yerde kalabilir, yaşadığım olayı herkese anlatabilir ve karşılaştığım her güçlükte o kararı gerekçe gösterebilirdim.

Belki yine haklı olurdum.

Ama kazanmış olmazdım.

Bugün geriye baktığımda, kariyerimde geldiğim yerde o gün yaşadığım haksızlığın da payı olduğunu görüyorum.

Başlangıçta kendimi başkalarına ispat etmek istiyordum. Zamanla bu ihtiyacım azaldı. Fakat o dönemde ortaya çıkan çalışma isteği ve mücadele gücü benimle kaldı.

Her haksızlığın sonunda olumlu bir sonuç çıkmayabilir.

Her kaybın içinde gizli bir kazanç aramak da gerekmiyor.

Bazı şeyler yalnızca haksızlıktır.

Ama yaşananları değiştiremiyorsak, onların hayatımızın geri kalanını nasıl etkileyeceği konusunda hâlâ söz sahibi olabiliriz.

Bu yüzden artık kendime yalnızca “Haklı mıyım?” diye sormuyorum.

Başka bir soru daha soruyorum:

“Buradan sonra ne yapabilirim?”

Çünkü bazen kazanmak, haklılığımızı herkese kabul ettirmek değil; yaşadığımız haksızlığın geleceğimizi belirlemesine izin vermemektir.


🎧 Bu Bölümün Şarkısı
Bu yazıya eşlik etmesi için seçtiğim şarkı:
Orange Blossom - Souffrance 
▶️ https://www.youtube.com/watch?v=Yt0a5YLFt60&list=RDYt0a5YLFt60&start_radio=1

Info

Öne Çıkan Sonuçlar

Yol Boyunca Öğrendiklerim

"Yol Boyunca Öğrendiklerim", Mesut Süren'in iş hayatında yaşadığı gerçek deneyimlerden ve yıllar içinde yaptığı gözlemlerden doğan bir yazı dizisidir. Her bölüm, iş dünyasından bir hikâyeyi hayatın daha geniş bir sorusuyla buluşturur.

← Serinin diğer yazılarını okumak için tıklayın.

https://franchising.market/sirketim/374/hayatin-en-buyuk-enerji-kaybi-kontrol-edemedigimiz-seylerle-mucadele-etmek/

https://franchising.market/sirketim/376/bilmek-baska-uygulamak-bambaska/

https://franchising.market/sirketim/379/hayat-ayni-kalmiyor-biz-neden-kaliyoruz/

https://franchising.market/sirketim/387/cerceve-her-seydir/

Yazar
Mesut Süren
CEO | Franchise ve Perakende Mentörü