Hayatın En Büyük Enerji Kaybı: Kontrol Edemediğimiz Şeylerle Mücadele Etmek
''Yol Boyunca Öğrendiklerim'' 30 yılı aşan perakende, franchise ve iş geliştirme yolculuğum boyunca karşılaştığım insanların, yaşadığım deneyimlerin ve zamanla anlam kazanan hayat derslerinin bir araya geldiği yeni yazı serisi. Serinin ilk yazısında, beni yıllar içinde en çok düşündüren konulardan birini ele alıyorum: Kontrol edemediğimiz şeylerle mücadele etmek neden bizi bu kadar yoruyor? İş hayatından ve yaşamın içinden gözlemlerle şekillenen bu yazı, belki de hepimizin zaman zaman kendine sorması gereken bir soruyla başlıyor: Gerçekten değiştirebileceğimiz şeylere mi enerji harcıyoruz?
Bu içerikte sizi neler bekliyor?
''Hayatı bütünüyle kontrol edemeyiz. Ama enerjimizi nereye harcayacağımıza karar verebiliriz. Çoğu zaman bizi yoran olaylar değil, değiştiremeyeceğimiz şeylerle verdiğimiz bitmeyen mücadeledir.''
"Hayatı değiştirmeye çalışırken, çoğu zaman kendimizi tüketiyoruz."
İlk Dersimi Mağazada Değil, İnsanlarda Aldım
1996 yazıydı.
Dexter'da satış danışmanı olarak ilk işime başladığım günü dün gibi hatırlıyorum.
Üzerimde haki bir pantolon, yeşil beyaz bir gömlek vardı. Personel kıyafetiydi.
O gün mağazaya girerken, otuz yıl sonra geriye dönüp o günü bu kadar net hatırlayacağımı elbette bilmiyordum.
Benim için her şey yeniydi.
Mağaza...
İnsanlar...
Ürünler...
O güne kadar yaşadığım mahalleden bambaşka bir dünyaydı burası.
Şık giyinen insanlar, vitrinler, hareketli bir mağaza, hiç tanımadığım hayatlar...
Ama beni en çok etkileyen bunların hiçbiri olmadı.
İnsanlardı.
Mağazaya giren her müşteri aslında kendi hikâyesini de yanında getiriyordu.
Kimi mutlu görünüyordu ama konuşmaya başlayınca yorgundu.
Kimi kararlıydı ama aslında sadece onaylanmak istiyordu.
Kimi alışverişe değil, sohbet etmeye gelmişti.
Ben o günlerde satış yaptığımı sanıyordum.
Bugün geriye dönüp baktığımda ise aslında insanı tanımaya başladığımı görüyorum.
Belki de bütün yolculuk orada başladı.
İnsan En Büyük Derslerini Çalıştığı İşten Değil, Çalıştığı İnsanlardan Alıyor
Otuz yıl boyunca farklı sektörlerde çalıştım.
Satış danışmanı oldum.
Yönetici oldum.
Franchise sistemlerinin içinde yer aldım.
Yurt dışında markalarla ve yatırımcılarla çalıştım.
Yüzlerce toplantıya girdim.
Binlerce insan tanıdım.
Bugün bana "Bu kadar yılın sonunda öğrendiğin en önemli şey ne?" diye sorsalar, iş dünyasına dair bir stratejiden bahsetmem.
Çünkü yıllar bana şirketlerden çok insanı öğretti.
Ve insanın en büyük mücadelesinin dış dünyayla değil, kendi zihniyle olduğunu gösterdi.
Kontrol Etmeye Çalıştığımız Şeyler Bizi Tüketiyor
Hayatın büyük kısmı bizim kontrolümüzde değil.
Ekonomi...
Piyasalar...
İnsanların kararları...
Geçmiş...
Henüz gelmemiş yarın...
Bütün bunlar bizden bağımsız akıyor.
Yine de ömrümüzün önemli bir bölümünü tam da bunları değiştirmeye çalışarak geçiriyoruz.
Olmuş bir konuşmayı defalarca zihnimizde yeniden yapıyoruz.
Henüz yaşanmamış bir toplantının sonucunu bugünden yaşamaya başlıyoruz.
Bir insanın neden öyle davrandığını anlamaya çalışırken saatlerimizi harcıyoruz.
Hayat akıp gidiyor.
Biz ise akmayan şeyleri hareket ettirmeye çalışıyoruz.
Belki de insanı en çok yoran şey, çalışmak değil...
Kontrol edemeyeceği şeyleri kontrol etmeye çalışmak.
En Değerli Sermayemiz Sandığımız Şey Değil
Gençken gücün sahip olduklarınla ölçüldüğünü sanıyoruz.
Biraz daha para...
Biraz daha başarı...
Biraz daha tanınmak...
Bir sonraki hedefe ulaştığımızda rahatlayacağımıza inanıyoruz.
Sonra hayat sessizce başka bir şey öğretiyor.
Asıl mesele sahip olduklarımız değil.
Asıl mesele, sahip olduğumuz dikkati nereye harcadığımız.
Çünkü insanın en değerli sermayesi banka hesabındaki para değildir.
Zamanıdır.
Dikkatidir.
İç huzurudur.
Ve bunlar fark edilmeden tükenir.
Aynı Şartlar Altında Neden Bazıları İlerliyor?
İş hayatında yıllar boyunca aynı manzarayı defalarca gördüm.
Bazıları bütün enerjisini rakiplerini konuşmaya harcıyordu.
Bazıları ekonomiyi.
Bazıları çalışanlarını.
Bazıları müşterilerini.
Hepsinin haklı olduğu taraflar vardı.
Hayat gerçekten kolay değildi.
Ama aynı şartların içinde sessizce yoluna devam eden insanlar da vardı.
Onların daha az sorun yaşadığını düşünmeyin.
Hayır.
Onlar sadece enerjilerini nereye harcayacaklarına karar vermişti.
Hayatı yönetmeye çalışmıyorlardı.
Kendi duruşlarını yönetmeye çalışıyorlardı.
Sanırım gerçek fark tam da burada ortaya çıkıyordu.
Yol Boyunca Öğrendiğim İlk Gerçek
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu biliyorum.
Hayatı bütünüyle kontrol edemem.
Hiçbirimiz edemeyiz.
Ama verdiğimiz sözü kontrol edebiliriz.
Yaptığımız işi...
Gösterdiğimiz özeni...
Koruduğumuz karakteri...
Belki de insanın gerçek gücü burada başlıyor.
Hayatı istediği gibi değiştirebildiği yerde değil...
Hayat istediği gibi değişirken kendi yönünü kaybetmediği yerde.
Otuz yıl önce mağazada müşterileri anlamaya çalışan genç bir satış danışmanıydım.
Bugün hâlâ aynı şeyi yapıyorum.
Sadece artık ürünlerden çok insanları anlamaya çalışıyorum.
Ve galiba yol boyunca öğrendiğim ilk gerçek de bu oldu:
Hayat bizi yoran olaylardan çok...
Onlarla savaşma biçimimizdir.
Öne Çıkan Sonuçlar
Bu seri hakkında
Yol Boyunca Öğrendiklerim, Mesut Süren'in 1996 yılında satış danışmanı olarak başlayan ve bugün perakende, franchise ve iş geliştirme alanında devam eden 30 yıllık meslek yolculuğundan süzülen gözlemlerini paylaştığı bir yazı dizisidir. Her yazı, iş dünyasının içinden bir deneyimi hayatın evrensel bir gerçeğiyle buluşturur.
Son Haberler
HEPSİNİ GÖSTER
Franchise Çökecek mi, Yoksa Değer Teklifi mi Değişecek?
Franchise sistemi çökecek mi, yoksa değişen ihtiyaçlara uyum sağlayarak yeniden mi şekillenecek? Hilmi Işıkören, emlak sektöründen yola çıkarak...
Türkiye'nin İlk 5 Kahve Markasından Biri Olmayı Hedefliyoruz
Cups&Clouds Kurucu Ortağı Mustafa Tuncer, markanın kuruluş hikâyesinden kahve sektöründeki fırsatlara, franchise sisteminden gelecek hedeflerine...
Franchise Almadan da Vermeden de Önce Sorulması Gereken 7 Soru
Franchise’ı Amerika’da Öğrendim, Türkiye’de Bedelini Gördüm. Bir tabela markayı gösterir. Ama franchise sisteminin gerçek gücü; standartta,...
DAHA İYİ YÖNETİCİ OLMANIN MAYASI ‘’TUTKU’’
Yöneticilik, bilgi ve beceri, deneyim ve tutku gerektiren zor bir görevdir. Bir yöneticinin görevini başarıyla yürütebilmesi için sahip olması...