Gelecek zaman için düşünmek

Dünya değişiyor
Dünya değişiyor / Başarılı bir grafik çizmek isteyen şirketler ise değişimin önünde olmak durumundalar
Salı
18.05.2021
Veri akışının ve bilgiye ulaşılabilirliğin artması ile birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Dünya ve koşullar zaman geçtikçe daha da artan bir ivmeyle değişiyor.
 

İnsanlar, ihtiyaçları, istekleri, alışkanlıkları, refleksleri ve satın alma davranışları dolayısı ile hizmetlerin içeriği, ürünlerin çeşitleri ekonomi ve piyasa dinamikleri de. Bu değişimler geçmiş dönemlere nazaran daha hızlı olmanın yanında gün geçtikçe de öngörülmesi daha güç bir hal alıyor. Parametreler arttıkça kombinasyonları ve versiyonları da artıyor.

Artık sürdürülebilir bir başarı göstermek isteyen her şirket uzun vadeli planlarını çok daha kısa periyotlara bölmek durumunda. Artık bir yıllık planları altı ayda bir revize etme dönemi çoktan geçti. Aylık hatta haftalık planlar ve bütçelerle ilerlemek kaçınılmaz bir hal aldı. Çünkü değişimin gerisinde kalmak şirketlerin ‘’var olma’’ mücadelelerinde başarısız olmalarına yol açıyor.

Değişim gerekli

Başarılı bir grafik çizmek isteyen şirketler ise değişimin önünde olmak durumundalar. Değişim olasılıklarını hatta olasılıksızlıklarını doğru olarak ön görmek, hazırlık yapmak ve uygulamak. Hatta bu öngörülerin bir adım daha ötesine geçerek ‘’oyun kurucu’’ ve ‘’oyunu değiştiren’’ olmak.

İşte bu yeni yönetim ve işletme modelleri eski tarz, statükocu ve katı hiyerarşik yöntemlerin uygulanması ile başarılamıyor. Değişmek, dönüşmek, gelişmek, evrimleşmek hatta belli devrimleri yapmak gerekiyor. Gerçek değişim ve köklü dönüşüm ise en başta eski yapıları yaratmış olan temeldeki düşünce ve duygu kalıplarını değiştirmemizi ve kuruluşlarımızın beynini yeniden kurmayı öğrenmeyi gerektiriyor. Bu noktada birinci adım kurumların birer makine değil birer ‘’organizma’’ olduğunu kabul etmek tıpkı çalışanlarınızı da birer robot değil birer ‘’insan’’ olduğunu kabul etmek gibi.

Şirketlerimizi ne kadar süper donanımlarla, süper yazılımlarla, süper sistemlerle, süper makine ve üretim parklarıyla, hi-tech teknolojilerle, süper yönetmelik ve prosedürlerle donatırsak donatalım bu yeterli değildir. Çünkü tüm bu sistemleri işleyecek olan insandır. Bu insanların yani çalışanların paradigmaları, inançları, davranışları, algıları, kabulleri ve tutumları vardır ve total olarak şirketlerin kendi beyinlerini, DNA’larını ve kültürünü oluşturur. İşte bu nedenle şirketlerde onu yöneten kişilerden neredeyse bağımsız bir şekilde işleyen, kendi kendini örgütleyen ve kendi kendini pekiştiren davranış kalıpları vardır.

Tıpkı bir insanın fiziksel, kimyasal, ruhsal ve biyolojik yapısı gibi şirketlerin ve her türlü organizasyonun da birbirlerinden ayrı ancak son derece grift ve birbirinden bağımsız düşünülemeyecek yapı ve sistemleri vardır.  Şirket sanki gözleri ve kulakları varmış gibi çalışır, kendine özgü bir bilince sahiptir. Dış etkilere, hem ani reflekslerle hem de üzerinde derinlemesine düşünülmüş stratejilerle tepki gösterir. Dış dünyayla iletişim halindedir. Var kalma içgüdüsü ona yeni bilgiler ve yeni deneyimler kazandırmış ve şirket tüm bunları içselleştirmiştir. Çünkü organizasyonlar kendi kendilerini düzenleyen, öğrenen topluluklardır. Doğru başlangıç hali sağlandığında, var kalmalarına ve büyümelerine hükmeden kendi yasa ve ilkelerini geliştirirler. Mesai saatlerin dışında yöneticiler olmadığında da varlığını sürdüren, ama kendisini oluşturan bireylerin karşılıklı etkileşimlerine bağımlı olan bu kimlik, bu akıl, bu irade ve bu zekâ şirketin gerçek kimliği, aklı, iradesi ve zekâsıdır.

Ne yapmalıyız?

Peki ya başlangıçta yanlış bir kurgulama yapmışsak ya da zaman içinde ortaya çıkan sonuçlar beklentimizi tatmin etmiyorsa? Bu durumda en başta yapılması gereken pek tabi ki en kısa zamanda değişim dönüşümü gerçekleştirmesi gereken insanların neyin yanlış olduğunu ve niçin değişmesi gerektiğini ‘’anlamalarını’’ sağlayacak farkındalığı kazandırmaktır.  Çünkü gerçek değişim insan varlığının anlam ve değerle temas halinde olduğu o daha derin düzeylerinden kaynaklanır. Bu önemli yasayı göz önünde bulundurmadan alınan danışmanlık, eğitim ya da koçluğun şirketinize ciddi anlamda bir katkısı olmayacaktır.

Böylesine derin bir dönüşüm ise kolay bir şey değildir. Çoğu zaman acıtır ve genellikle de olağanüstü yavaş gider. Dönüşümü yaşayanların kendilerini rahatsız hissetmesini, hatta belki de acı duymasını gerektirir.

Yeniden yapılandırma

Zamanımız artık eş zamanlılık, senkronizasyon ve mekansızlık öğretilerini algılamayı gerektiriyor çünkü şirketimizin kolları ve müşterilerimiz dünyanın dört bir yanında ve 7/24 mesai yapıyoruz aslında. Diğer yandan kesinsizlik, bütünsellik ve kaos öğretilerini algılamayı gerektiriyor çünkü veriler, insan psikolojisi ve piyasalar hem birbirleri ile temas, güçlü bir iletişim ve etkileşim halindeler hem de her birinin birbirinden bağımsız öngörülemeyen kaotik etkileyenleri var, sürekli olarak kimliği, etki şiddeti ve yönü değişen. Geçmişte ticaretteki eğilimler ve dalga örnekleri bir ölçüde öngörülebilirdi. Ancak şimdi klasik yönetim ve strateji yöntemleriyle ‘’atomik’’ düzeyde, tek tek olaylar ve bireysel müşterilerin eylemleri öngörülemez parçacıklardır, bu nedenle de kuantum öğretisi ile matematiğin, fiziğin, nörolojinin ve psikolojinin ekonomi ve piyasaları öngörmedeki desteğine kesinlikle ihtiyacımız var. Bu noktada, bilimlerin felsefi temelini anlamanın, kökenlerinde yatan yeni paradigmayı anlamanın şirket beynini yeniden yapılandırmada kritik önem taşıdığı gerçeği çok güçlü bir şekilde açıkça karşımızda durmakta.

Tüm bu bilgiler ışında tüm ticari girişimlerimizde bu yeni dinamik dünya düzenini doğru anlamak ve başlangıçtaki kurguyu bu yönde bir vizyon ile tasarlamak kuşkusuz işletmelerimizin ileri ki yıllardaki adaptasyonu için çok güçlü avantajlar sağlayacaktır. Artık klasik yönetim, üretme, al ve sat dönemleri hatta tanıtım ve pazarlama dolayısı ile de satış stratejileri eskinden çok farklı ve yeni stratejiler kurgulamayı gerektirmekte. Bu kurgular ise ancak gelecek zamanda düşünmeyi başarabilen gelişim, değişim ve dönüşüme açık girişimciler tarafından yapılandırılabilir.

Bizler sizler ile uzun yıllara dayanan tüm bu bakış açımızı ve de tecrübelerimizi düzenli paylaşmaktan mutluluk duymaktayız. Çünkü bilgi tüm insanlığa aittir ve paylaştıkça doğası gereği paylaşanı da ileriye taşır ve sonsuz bir gelişim reaksiyonu başlatır.


Sağlık Teknolojileri Danışmanı

FORUM’DA POPÜLER