Ayağa kalk ve yoluna devam et!

Hayat ve sanat
Hayat ve sanat / Stallone’nin gerçek hayatta yaşadıklarının Rocky’ de bir izdüşümü var.
Pazartesi
21.06.2021
Sylvester Stallone’nin hayatı, çoğumuzun detaylarını pek bilmediği zorluklarla dolu ilginç bir hikâyeye sahip. Yaşadıkları ve hayat mücadelesi, Rocky filmleri gibi oldukça da ilham verici.
 

Doğumu sırasında annesinin bazı komplikasyonlar geçirmesinden dolayı, Stallone yüz felci geçirmiş bir halde doğuyor. Bu durum hem görüntüsünü hem de konuşmasını kalıcı bir şekilde etkiliyor. 1969 yılında ilk kez New York City’e geldiğinde 3 hafta boyunca parasızlıktan tren istasyonlarında, yol arkadaşı olan köpeği ile birlikte yatmak zorunda kalıyor ve bir süre sonra parası tamamen bitiyor. Bu yüzden hayatta en büyük varlığı, can yoldaşı olan köpeğini 25 dolara satmak zorunda kalıyor. Bunu neden yaptığını sorduklarında ‘’Artık ona mama alacak param yoktu ve onun hayatta kalmasını istiyordum ama onu bir gün geri alacağımı da biliyordum’’ diyor.

Stallone, küçük yaşlardan itibaren tiyatro eğitimi almış, oyuncu olmak isteyen ve boş zamanlarında hikâyeler yazmış biri. 1974 yılında hayallerini gerçekleştirmek için sinema sektörünün kalbi olan Hollywood’a gidiyor. Başta, hayatta kalmak için çok farklı işlerde çalışıyor ve bulabildiğinde ise günlüğü en fazla 100 dolar kazanabildiği filmlerde figüranlık yapıyor, iş bulamadığı günlerde ise aç kalıyor.

Hayatını değiştiren maç

Bir gün arka sıralardan bilet alarak, Muhammed Ali’nin isimsiz beyaz bir boksörle olan maçını izliyor. Beyaz boksörün son raunda kadar Muhammed Ali’ye direnip, ayakta kalmasından çok etkileniyor ve bundan ilham alarak, 3 günde Rocky’nin senaryosunu, sol eliyle pencereye, sağ eliyle ise kapıya uzanabildiği çok küçük bir odada yazıyor. Kendisini Rocky Balboa karakteri ile özdeşleştiriyor ve filmin başrolünde kendisinin oynaması gerektiğini düşünüyor çünkü kendine ve başarabileceğine inanıyor.

Asla vazgeçme

Hollywood’da çok sayıda film şirketini tek tek dolaşmaya başlıyor, senaryosunu filme çekecek ve onu başrolde oynatacak bir yapımcı bulabilmek için ama kimse senaryoyla ilgilenmiyor. Tüm bu kapı çalmaların sonucunda, senaryosuyla ilgilenecek bir film şirketi buluyor. Bundan çok mutlu oluyor çünkü yaşamını sürdürecek kadar parası yok ve bir an önce bunu kazanması gerekiyor. Film şirketi senaryoyu beğendiklerini ve satın alabileceklerini ama filmin başrolünü o dönemin popüler jönlerinden birine oynatmak istediklerini söylüyorlar ve senaryo için ona 30 bin dolar teklif ediliyor. Stallone teklifi kabul etmiyor ve filmin başrolünde kendisinin oynaması şartında ısrar ediyor ama film şirketi de bunu kabul etmiyor. Film şirketi bir süre sonra senaryo için teklifini arttırıyor. Önce 125 bin dolar, Stallone bunu gene kabul etmeyince, sonra da 325 bin dolar senaryo için teklif ediyorlar. Stallone’nin kafası bu sefer gerçekten karışıyor çünkü bu teklif onun için çok büyük ve hayatını kurtarabilecek bir para ve de üstelik bu sayede can yoldaşı köpeğini geri de alabilecek. Ama biraz düşündükten sonra gene teklifi kabul etmiyor. ‘’Rocky’nin başrolünde ya ben oynarım ya da senaryoyu asla size satmam’’ diye net bir cevap verip oradan ayrılıyor. Bir süre sonra film şirketi onu geri çağırıyor ve Rocky’nin başrolünde onun oynamasını kabul ediyorlar ama bunun için ona sadece 35 bin dolar teklif ediliyor. Stallone’de bunu kabul ediyor ve yaptığı ilk iş, kazandığı paranın 7 bin dolar’ı ile köpeğini geri satın almak oluyor.

Film; 1 milyon dolar gibi düşük sayılabilecek bir bütçe ile çekilmesine rağmen, 200 milyon dolar toplamda gişe yapıyor ve en iyi film ödülü olmak üzere 3 dalda Oscar kazanıyor.

Hayat ve sanat birbirini besler

Sinema hayatın izdüşümüdür, hayatta sinemanın. Birbiriyle iç içe geçmiş mutlak bir etkileşim söz konusu Rocky filmlerinin tüm dünyadaki insanlar tarafından sevilmesinin birçok farklı nedeni var. En başta, yalnızca bir boksörün hikâyesini anlatan bir spor filmi değil değil, çok daha derin. Stallone’nin gerçek hayatta yaşadıklarının Rocky’ de bir izdüşümü var. Rocky’de mücadele etmekten asla çekinmiyor. Kendisinden çok daha güçlü rakiplerine meydan okuyabilecek cesareti var ve bundan korkmuyor. Bazen çokça dayak yiyor, acı çekiyor ve yeniliyor da ama hiç pes etmiyor, her seferinde ayağa kalkıp daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmesini biliyor. Gerçekleşmesi başta imkânsız görünen birçok şeyin hayatta mümkün olabileceğine seyirciye hatırlatıyor. Tüm zayıf ve güçlü yönleriyle Rocky çok sahici, tıpkı gerçek hayattaki biz gibi.

Kendi adıma Rocky ve Satallone’nin hayat öyküleri bana iyi bir yol gösterici olmuştur. Sorunlarla karşılaştığımda, başarması zor görünen her olayda, her düştüğümde ve bu sefer artık yapamayacağım dediğim anlarda Rocky’nin sesini kalbimde, beynimde duyuyorum ‘’Ayağa kalk ve yoluna devam et’’ Bu benim yaşam felsefem.

Girişimci pes etmez

Girişimciysen ya da hayatını değiştirmek istiyorsan, bazıları tarafından, yapmak istediğin şeyin değersiz, ulaşmak istediğiniz hedefin imkânsız olduğu, sana söylenecek. Önce gerçekle yüzleşmen gerekli! Özündeki seni bulur ve kendine inanırsan ancak yaşamdaki zorluklara karşı pes etmez, düştüğünde ayağa kalkabilmek için gerekli gücü kendinde bulabilirsin. Mücadele bir sanat, ancak çokça tekrarla mükemmele ulaşabildiğin. Yapmak istediğin şey çoğu kişi tarafından anlaşılmayıp doğru bulunmayacak ve içten içe küçümseneceksin. Her defasında sana yapamayacağın söylenecek ve bazen umutsuzluğa kapılıp cesaretin kırılacak.

Hayatta kim olacağına kendin karar ver ve hayallerinin peşinden koş. Kendine inan ve denemekten korkma. Hiç vazgeçme, doğabilecek olumsuz koşulların seni hedefinden ayırmasına izin verme. Çıktığın yolda karşılaşacağın tüm zorluklar, hayal kırıklıkları ve başarısızlıkların sana asıl ne yapman gerekeceğini gösterir. Tüm bunlar seni amacına ulaştıracak olan yegâne öğretmenindir. Hayatta yalnız tek bir doğru yol yok, bunu asla unutma!

Babanın oğluna öğütleri

Rocky 6 filminin bir sahnesinde Rocky Balboa oğluna şu öğütleri verir: ‘’İslerin yolunda gitmediğinde büyük bir gölge gibi suçlayacak yerler aradın. Dünya her zaman güllük gülistanlık değildir. Acımasız ve kötü bir yerdir. Ne kadar güçlü olduğun önemli değil. Eğer dünyaya izin verirsen, seni dizlerinin üzerine çökertir ve sonsuza kadar öyle kalmana sebep olur.

Sen, ben, hiç kimse hayat kadar güçlü darbe vuramayız. Ama önemli olan ne kadar güçlü vurabildiğin değil. Önemli olan o darbeyi yedikten sonra ileriye doğru devam edip etmediğindir. Kaç darbe alıp hayatta yoluna devam edebiliyorsun. İste kazanmak böyle bir şey.

Simdi ne hak ettiğini biliyorsan hak ettiğin şeyi al. Ama o darbeleri almaya hazır olmalısın ve birilerini suçlayıp istediğim yere gelemedim. Sebebi oydu veya buydu ya da her hangi bir şeydi diyemezsin. Bunu korkaklar yapar ve bu sen değilsin. Sen bundan daha iyisin.

Kendine inanmaya başlayana kadar kendine ait bir hayatın olmayacak.’’


Franchise Danışmanı

FORUM’DA POPÜLER