Küresel İklim değişikliğinin nedenleri ve hayatımıza etkileri

Cumartesi
05.03.2022
İnsanoğlu neden hayatının son günüymüş gibi yaşıyor ? Neden yarını düşünmeden, doğal kaynakları kötü kullanıyor ve tüketiyor, çöküşü başlatıyor ? Ve geriye dönüşü olmayan bir yola giriliyor...
 

Bence bu soruların cevabı : Hırs. İnsanoğlunun, bitip tükenmek bilmeyen daha çok kazanma ve tüketme hırsı...

 

Küresel İklim Değişikliği Nedir?

Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir sera gibi çalışır. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz, sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları ile yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, yaklaşık 15°C'yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal etkisi "sera gazı etkisi" olarak adlandırılır. Atmosferdeki sera gazlarının oranı, 1750'li yıllardan itibaren sanayi devrimi sonrasında yükselmeye başlamış, karbondioksit oranı %40 artmıştır. CO2 oranındaki artış öncelikle fosil yakıt kullanımından kaynaklanıyor. Kayda değer ikinci etken ise ormansızlaşmadır.
 

Küresel İklim Değişikliğine Yol Açan Etkenler

Küresel iklim değişikliğinin ana nedeni sera gazı emisyonlarında, insan faaliyetleri sonucunda gözlenen artıştır. Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yakılması, atmosferdeki CO2 oranının artmasındaki ana sorumludur. Enerji kaynaklı sera gazı emisyonlarının %43'ü kömür kaynaklıdır. Kömürü %36 ile petrol, %20 ile doğalgaz takip eder.

İklim Değişikliğinin sonuçları:

İklim değişikliğinin etkisi sıcaklıklardaki artıştan ibaret değildir. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insanlar da ciddi risk altındadır. Bilim dünyası, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklıklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiğini belirtiyor. Bu hedefin tutturulması için atmosferdeki CO2 oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekiyor. Mevcut politikalar ve uygulamalar ile bu orandaki artışın devam edeceği öngörülüyor. Dünya Bankası karbondioksit emisyonlarının şu anki artış hızıyla, 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın 4°C'yi bulacağı uyarısını yaparken, bu artışın etkilerinin özellikle yoksul bölgelerde hissedileceğini belirtiyor.
 
Karbon ayak izi ölçümü  : Birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür ve iki ana parçadan oluşur: doğrudan (birincil) ayak izi ve dolaylı (ikincil) ayak izi. Birincil ayak izi, evsel enerji tüketimi ve ulaşım (araba, uçak vb) dahil olmak üzere fosil yakıtlarının yanmasından ortaya çıkan doğrudan CO2 emisyonlarının, ikincil ayak izi ise kullandığımız ürünlerin imalatı ve en sonunda bozulmalarıyla ilgili olan dolaylı CO2  emisyonlarının ölçüsüdür.

Küresel İklim Değişikliği ve Türkiye :

 

21-25 Şubat 2022 tarihleri arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca düzenlenen İklim Şurası Konya'da yapıldı. İklim Şurası'nda, sera gazı azaltımı, karbon fiyatlama, yerel yönetimlerin iklim değişikliğine uyumu konuları ele alındı. "2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma" hedefleri doğrultusunda hazırlanacak stratejiler, eylem ve politikaların alt yapısını oluşturacak. İklim Şurası'nda motorlu kuryelerin kullandığı araçların belli bir oranda elektrikli olması yönünde karar alındı. Genel bazda, Şura'dan 200 maddelik bir karar çıkacağı, bu kararlarla, iklim değişikliği ile ilgili uzun dönemli strateji planları yapılacağı belirtildi.

Ülkemizde, Akdeniz Havzası'nda gerçekleşecek 2°C'lik bir sıcaklık artışı; beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma, tarımsal verimlilik kaybı ve en önemlisi kuraklık olarak etkilerini hissettirecektir.

İnsanlığın doğayla uyum içinde yaşadığı bir geleceğin kurulması için elimizden geleni yapmalıyız. İklim değişikliğinin kötü sonuçlarıyla mücadele etmek için başvurulabilecek çözüm yollarından biri olan Yenilenebilir Enerji, güneş ışığı, rüzgar, yağmur, gelgitler, dalgalar ve jeotermal ısı gibi karbon nötr doğal kaynaklardan elde edilebilen ve doğal olarak yenilenen kaynaklardan elde edilebilen enerjidir. Bu tür enerji kaynakları yenilenebilir olduklarından, çok daha hızlı tüketilen fosil yakıtların tam tersidir. Dünyada en az 30 ülke, enerji arzlarının % 20'sinden fazlasını yenilenebilir enerjiden sağlamaktadır. Ulusal yenilenebilir enerji piyasalarının önümüzdeki on yılda güçlü bir şekilde büyümeye devam edeceği tahmin edilmektedir. İzlanda ve Norveç, tüm elektriğini halihazırda, yenilenebilir enerji kullanarak üretiyor ve diğer birçok ülke, gelecekte % 100 yenilenebilir enerjiye ulaşmak için hedefler belirliyor. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği teknolojilerinin hızla yayılması, iklim değişikliğinin kötü sonuçlarının hafifletilmesine fayda sağlamaktadır.

 

İklim değişikliği ile mücadelede faydalı olacak diğer bir yöntem : Net Zero.

 

Gelecekte çok daha sık duyacağımız Net Zero kavramı ne ifade ediyor?
Aslında mantık oldukça basit. Net Zero; saldığımız karbon miktarıyla atmosferden temizlediğimiz miktarın birbirine denk olması demek. Yani artık karbon yoluyla çevreye zarar vermediğimiz, karbon matematiğinde artı eksinin birbirini götürdüğü tam olarak sıfır noktası. Ancak, karbon salınımının sıfıra indiği bir senaryodan bahsetmiyoruz, çünkü bu neredeyse imkansız.  Bu; keyfî salınımın bittiği ve zorunlu  salınımın da telafi edildiği bir dünyada yaşama çabasıdır. Karbon salınımını dengeleyerek gezegenimize verdiğimiz hasarı minimuma indirme hedefi büyük bir önem taşıyor. Nitekim kritik bir eşiğin, 1.5 derecenin sınırlarında geziniyoruz. Neyse ki birçok ülke bu krizin farkında. Küresel anlamda Net Zero'ya ulaşmak için 2060 yılını son hedef olarak belirlediler ve yakın zamanda harekete geçmek için yasalar hazırlıyorlar. Bazıları ise çoktan harekete geçti bile. Yalnız işin içerisine sadece ülkeler dahil değil. Özel sektördeki şirketler de Net Zero için gerekli adımları atmakla yükümlü. 
Karbon dengesinin etkili bir yönetimi için küresel çapta kabul edilen sosyo-ekolojik anlaşmalara uyulması gerekmektedir. Bunların en önemlileri : Paris İklim Anlaşması ve Kyoto Protokolü'dür.

Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında, iklim değişikliğinin adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren bir anlaşmadır.  Mart 2021 itibarıyla, BMİDÇS'nin 191 üyesi anlaşmaya taraftır. Anlaşmayı onaylamayan beş BMİDÇS üye devlet vardır: 
Eritre, İran, Irak, Libya ve Yemen. Bu beş ülke içinde en büyük emisyon kaynağı İran'dır. ABD, 2020'de anlaşmadan çekildi, ancak 2021'de yeniden katıldı. Paris İklim Anlaşması'nın uzun vadeli sıcaklık hedefi; küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerden 2 °C  artış seviyesi ile sınırlı tutmaktır. Bunu sağlamak için emisyonların en kısa sürede azaltılması ve 21. yüzyılın ikinci yarısına kadar salınan ve tutulan sera gazlarının dengelenmesi hedeflenmektedir. Paris İklim Anlaşması uyarınca, her ülke küresel ısınmayı azaltmak için üstlendiği katkıyı belirlemeli, planlamalı ve düzenli olarak raporlamalıdır. Hiçbir mekanizma, bir ülkeyi belirli bir tarihe kadar belirli bir emisyon hedefi koymaya zorlamaz, ancak her hedef önceden belirlenmiş hedeflerin ötesine geçmelidir. 1997 Kyoto Protokolü'nün aksine, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrım net değildir, bu nedenle gelişmekte olan ülkeler de emisyon azaltma planları sunmalıdır.

Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanmıştır.
Enerji kaybına yol açacağı için başta ABD olmak üzere birçok ülke Prokolü imzalamamıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan gazların salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa karbon ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır. 1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990'daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun %55'ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya'nın katılımıyla ulaşılabilmiştir.

Fakat, bu maddeleri uygulamak çok kolay değil. Konuya bir başka açıdan yaklaşalım... Dünyanın ekolojik dengesine en fazla zararı, bazı Avrupa ülkeleri, ABD, Çin, Rusya ve Hindistan veriyor. Özellikle Asya'daki ülkeler, vakti geldiğinde gerekli adımları atmaya yönelik niyetleri bulunduğunu ifade etse de konuyu parlamentolarında detaylı bir şekilde ele aldıklarını söyleyemeyiz.

Net Zero İçin Kişisel Adımlar :

Tabiata duyarlı olmalıyız. Evlerimizde sürdürülebilir enerji kaynaklarına, mesela doldurulabilir pillere ve güneş panellerine yönelebiliriz. İmkanımız varsa motorlu araçlarda elektrikli olanları tercih edebiliriz. Elektrikli ev cihazlarını kullanırken enerji tüketimine dikkat edebiliriz.

Net Zero için küresel hedefin 2060 olduğunu belirtmiştik. Önümüzdeki 38 yıllık süreçte tüm dünyanın bu uğurda hareket etmesi gerekiyor. Umarım Net Zero eşiğine en kısa zamanda erişiriz...

 

 

 


Kaynaklar :


https://www.nrdc.org/stories/global-climate-change-what-you-need-know

https://www.google.com/amp/s/www.haberler.com/amp/iklim-surasi-konya-da-basladi-14748421-haberi/

https://unfccc.int/process-and-meetings/the-paris-agreement/the-paris-agreement

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Kyoto_Protocol

https://ukcop26.org/cop26-goals/

https://www.nationalgrid.com/stories/energy-explained/what-is-net-zero 

 


YENİ MAKALELER

Aristo'nun Zaferi /25.04.2022

Girişimcisiniz, parlak bir fikriniz olduğunu düşünüyorsunuz ve bunu hayata geçirmek istiyorsunuz. Peki, bunu nasıl yapacaksınız?

İŞ YAŞAMINDA ÖZGÜRLÜK /07.04.2022

Siz mi işe mecbursunuz, iş mi size mecbur? Bunun cevabı size bağlı. Nasıl bir çalışma yaparsanız bu sorunun cevabı ona göre gelişecek. İşte özgür olmak sizin işinizin garantide olması ile çok alakalı. İşte özgür olmak üç şeye bağlıdır:

1960'lardan Günümüze: Metaverse Nedir? /20.02.2022

Arsalar alınıyor, satılıyor, kiralanıyor vs. RE/MAX Türkiye ilk metaverse bürosunu açtı. NFT'de, yapılan işler, dijital varlıklar ve sanatçıların eserleri internet üzerinden satılmaya başlandı. Gerçekten nedir bu Metaverse? Gelin hep beraber bunun cevabını öğrenelim.

Marvel karakterleri İş hayatında /13.02.2022

Dünyanın en prestijli iş ve yönetim dergilerinden Harvard Business Review’ta Spencer Harrison’ un kaleme aldığı “Marvel’s Blockbuster Machine” makalesinde Marvel film serilerinin, neden bu kadar başarılı olduğunu analiz etmiş. Bu analizleri iş hayatına ilişkilendirdiğimizde bizlere de yol göstermiş.

“360 derece çevik ve sürdürülebilir iletişim” /08.02.2022

Pandemi ile birlikte alışveriş alışkanlıklarında yaşanan değişim, farklı bir müşteri deneyimini de beraberinde getirdi. Pazarlamanın enstrümanı haline dönüşen dijital platformlar aracılığıyla marka ve tüketici arasında kurulan köprüler, çok kanallı bir yapı kazandı.