Perşembe
05.05.2022
Türkiye otuz yıldan uzun süredir franchise sistemini tanıdı, Son yıllarda AVM’lerin artmasıyla birlikte, yabancı ve yerli franchise markaları da hızla çoğaldı.
 

Öyle görünüyor ki bu böyle devam edecek.

3 Dalga

Franchise sisteminin ülkemizde gelişmesini biz Franchise&More olarak üç “dalga” olarak değerlendiriyoruz.

  • Birinci franchise dalgası, 80’lerin ortasından 90’ların ortasına kadar sürdü. Tanınmış markalı, büyük yatırımlı, “havalı” işler az sayıda yerde açabildi ve büyüdü. Büyüklerin bile hepsi başaramazken, o dönemde küçüklerin hiç şansı yoktu.
  • İkinci franchise dalgası 90’ların ortasından 2000’lerin ilk yarısına kadar sürdü, zaten son yılları krizlere kurban gitti. Bu dönemde tanınmış yabancıların sayısı artarken, yerli taklitleri karşısında dayanamayıp kaçanlar da oldu. Hala yüksek yatırımlı, “havalı” işler gözdeydi, küçük yatırımlı işler köşelerine çekildi beklediler.
  • Üçüncü franchise dalgası enflasyonun düşmesi, harcanabilir gelirin artması ve AVM’lerin ülkeye yayılması ile geldi. Talep arzı körükledi, her perakendeci kendi markasını meşhur etmeyi düşledi. Büyük yatırımlı işler olabildiğince yayıldı, pazarın sınırlarına dayandılar. Asıl gelişme düşük yatırımlı işlerde yaşandı, stand, büfe, corner, dükkan derken çok yaygınlaştılar. Gıdada şekerleme, mısır, çiğ köfte, ciğer, sosis, balık, baklava, börek gibi küçük alan gerektiren, küçük boyutlu işler hızla çoğaldı.

Bunu diğer tüm sektörlerin izleyeceğinden emin olabilirsiniz. Ülkemizin sermaye yapısı belli. İşimize para bağlamıyoruz, çekle, senetle iş yürütüyoruz. Ödemeler aksayınca da domino gibi sırayla devriliyoruz. Batıda olduğu gibi bankaların hepimize bir limit biçip onunla sınırlı iş yapmaya zorlaması yakındır. Batıdaki rekabet ortamında olduğu gibi iyiyi ucuza satmak zorunda kaldığımız zaman ise tüm alışkanlıklarımız temelinden sarsılacak. Buna uyum sağlayabilecek, çok sayıda girişimciye iş, çalışana istihdam sağlayacak geleceğin işleri, markalı ama düşük yatırımlı, küçük boyutlu ama büyük organizasyonlu franchise zincirler olacak.

Birinci dalga imbat gibiydi, yaşamımıza tatlı bir serinlik, yeni markalar getirdi. İkinci franchise dalgası tsunami gibiydi, hızla geldi, krizlerle çekildiğinde bazı sektörlerin temelden değişmiş, sağlam markalar ayakta kalmış, zayıflar süpürülüp gitmişti. Üçüncü franchise dalgası taşkın gibi, sürekli geliyor ve her yeri kaplıyor, suyun üstünde kalmayı becerenler yarının markaları olacak, beceremeyenler kaybolup gidecek.

Bundan sonra her alanda, her şehirde franchise zincirleri türeyecek. Satan da çoğalacak, alan da. AVM dışında da hızlı yayılma yaşanacak. İşini biraz iyi yapanlar, franchise sistemini bilmeden, kurmadan franchise verecekler. Para kazandığını gören saf girişimcilerimiz de umut içinde ne bulursa alacaklar.

F&M olarak sahada giderek artan sayıda böyle girişimleri izliyoruz. Birçok markayı yıllardır izledik, gizli müşterilerle denetledik, franchise alanların şikayetlerini dinledik, sistemleri değerlendirdik. 2000 yılından bu yana, kendi geliştirdiğimiz “franchise kadranı” metoduyla franchise zincirleri franchise alan, franchise veren, sistem ve tüketici gözünden 12 başlık altında inceliyor ve puan veriyoruz. Ancak bunları ilan etmiyor, sadece danışanlarımıza öneride bulunurken kullanıyoruz.

Franchise markası seçerken göz önünde bulundurulacak kriterlerden başta geleni, UFRAD üyeliği. Dürüstlük ve açıklık kriterlerine uymayı taahhüt edenler, Avrupa ve Amerika’daki franchise alanların düzeyinde koruma buluyorlar. Ancak deneyimsiz franchise alan adayları bir sistemin gerçekten işe yarayıp yaramadığını göremiyor. İstenen bedelin makul mu, fahiş mi olduğunu kestiremiyor. Franchise alırken ne aldığını bilmiyor, “kazanma umudu” satın alıyor. Birkaç büyük alışveriş merkezinde süslü yerler açan, herkese her şeyi satabiliyor.

Ortalık toz duman, tam kurtların sevdiği hava. Kuzuların kurtlara yem olmaması için ne yapılabilir diye kendimize sormamiz lazım. 


Franchise Danışmanı