Kriz Döneminde Ticarette Doğru Strateji Belirlemek
Zorlu ve belirsiz piyasa koşullarında bireylerin geçimlerini temin etmeleri için ticari faaliyetlerin yürütülmesive sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekir. Ancak küresel ölçekte yaşanan insani krizler dar gelirli ülkelerde ciddi ticari sorunlar meydana getirmektedir.
Piyasaların durumunun kötüleşmesiözellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirmekte ve bu durum bireylerin yaşam koşullarını zorlaştırmaktadır.
Kriz dönemlerinde birçok sektörde tedbirler alınmakta ancak piyasalardaki belirsizlik ortamının uzun süre devam etmesi bu tedbirlerin pek çoğunu işlevsiz hale getirmektedir. Üstelik bu tedbirler alınırken ülkeler tarafından katlanılan maliyetler neticesinde, uzun dönemde firmalar ortaya çıkan yeni maliyet unsurlarına katlanmak zorunda kalmaktadır.
Örneğin kriz dönemlerinde sağlık hizmetleri uygulamalarında sadece en ciddi vakalara odaklanan tedavi yöntemleri izlenmektedir. Çoğu ağır semptom göstermeyen hastaların bakımının hastane dışında sürdürülmesine yönelik uygulamalara izin veren gelişmemiş ve gelişmekte olan ekonomilerin stratejilerini bu yönde değiştirmesinin nedeni ise sağlık hizmetleri harcamalarını kısıtlayarak ekonomilerini daha iyi yönetmeyi amaçlamalarındandır.
Ekonomilerin kriz dönemlerinde uyguladığı kemer sıkma politikalarından birinin örneği bu… Peki, bu yeni kriz düzeninden en az zararla çıkmak için farklı neler yapılmalı?
Hem temel ürünlerin tedarikini sağlamak hem de küresel ekonomide bir güven ortamı oluşturmak için ticari faaliyetlerin akışını sürdürmeye açık bir ihtiyaç var. Yazımın başında da belirttiğim gibi ticaret hem insan yaşamını idame ettirmek hem de geçim kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamak için olmazsa olmaz...
Ancak ticaret akışını sürdürmek işbirliği ve güven gerektiriyor. Piyasaların yeni gelişen ihtiyaçlara göre gereken şartları sağlaması ve bu bağlamda ülkelerin ihracat kısıtlamalarının kalkması son derece önemli. İthalatta iseortaya çıkan riskin yönetiminin başarılı biçimde yapılması gerekiyor. Kısaca kriz dönemine yönelikgeliştirilmesi gereken başlıca stratejiler arasında;uluslararası ticaret sistemindeki büyük uluslararası tacirlere uygulanan tarife artışlarının kontrol altına alınması, kilit sektörlereyönelik hükümet müdahalelerinin yapılması, kriz dönemlerinde tacirlerin maruz kaldığı kısıtlamaların ve ticari gerilimlerin ortadan kaldırılması yer almalı.
Pandemi dönemini ele alırsak; pandeminin yol açtığı ciddi ekonomik gerilim döneminde mevcut ticari gerginlik ve anlaşmazlıkların artmasınınönüne geçmek her zamankinden daha zordu. Pandemi döneminde devam eden müzakereler yoluyla ticari gerginlikleri yönetme ve önlemeye yönelik çabalar önemliydi. Çünkü o dönemde ticari faaliyetleri yürütmek yeni ticari hareketlilik ve serbest dolaşım kısıtlamaları ile daha da karmaşık hale gelmişti.
Ekonominin daha da kötüleşmesinin önüne geçmek için hükümetler, uluslararası ticari faaliyetlere gerekenden fazla müdahale etmişti. O dönemde uygulanan ihracat kısıtlamalarının ortadan bir nebze de olsa kaldırılması ve yaptırımların gevşetilmesi ekonomilerin toparlanması için önemliydi. Hatta pandemi döneminde bazı kısıtlamalar tamamen uygulamadan kaldırılarak piyasaların bir miktar rahatlaması sağlanabilmişti.
Krizi dönemlerinde, birçok belirsizliğe rağmen geleceğin gerçekçi öngörülerle planlanması ve böylelikle kriz dönemlerindeülkelerin sağlamış olduğu birtakım desteklerin kazanılmış menfaatlere dönüşmesinin önüne geçilmesi oldukça önemli. Devlet desteklerinin amaçlandığı gibi kamu yararına hizmet etmesini sağlayacak faaliyetlere yönlendirilmesi ve gelecekte bir takım piyasa çarpıklıklarına neden olmayacak şekilde gerekli kişi ve kurumlara ulaştırılması gerekiyor.Bu tutum kriz dönemlerinde ülkelerin gözden kaçırmaması ve hassasiyet göstermesi gereken başlıca konulardan biri...
Son olarak ise devletler birçok belirsizliğin ve riskin olduğu kriz dönemlerinde ticari faaliyetlerini yürüterek pazarda kalmaya çalışan tacirler için işleri daha da çıkmaza sokmaktan kaçınmalı…
Kriz dönemlerinde birçok sektörde kaçınılması mümkün olmayan yeni maliyetler ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla, üretici, tüketici ve aracılar için beklenmedik maliyet oluşturan ticari eylemlerden kaçınmak kriz dönemlerinde daha önemli hale geliyor. Günümüzde hala dünya genelinde 50'den fazla ülkenin temel ihtiyaç malları üzerine ihracat kısıtlamaları maalesef devam ediyor.
Mevcut kriz dönemi gelecekte yaşanabilecek farklı krizler için hazırlıklı olma imkanısunuyor. Arzı sağlamakta sıkıntı yaşamamak için devletler ulusal önlemlere ek olarak, uluslararası pazarlarda temel ihtiyaç malları arzların ulaşılabilirliği konusunda daha fazla öngörülebilir ve esnek ticari politikalar geliştirmeli. Belki de yeni dönemde ülkelerin özellikle gelecekte yaşanması muhtemel krizlerde uluslararası ticaretin yönetimini kolaylaştıracak ve ticari faaliyetlerde herhangi bir kısıtlama gerektirmeyecek; kesinti yaşanmadan uluslararası pazarlarda tüketici taleplerinin karşılanmasının devam etmesine dair güveni oluşturacak uluslararası çapta geçerliliği olan ortak bir ticari anlaşma geliştirmeleri atılacak en doğru adımlardan biridir. Kim bilir?
Son Haberler
HEPSİNİ GÖSTER
MADO’dan Sürdürülebilir Büyüme Modeli: Gelenekten Geleceğe Güçlü Franchise Yapısı
Türkiye’nin köklü gastronomi markalarından MADO, sadece dondurma ve kafe zinciri olmanın ötesinde; güçlü marka kimliği, yerel pazarlara uyumlu franch...
Yaya by Hotiç, Yeni Nesil Mağaza Konseptiyle Büyüme Sürecini Başlattı
Türkiye ayakkabı sektörünün köklü markalarından Hotiç’in yeni nesil konsepti Yaya by Hotiç, franchise yatırımcılarına yönelik büyüme sürecini başla...
ÇÖPS, Maslak 1453 Açılışıyla Franchise Büyümesini Sürdürüyor
Taze ve dondurulmamış ürün yaklaşımıyla kısa sürede dikkat çeken ÇÖPS, büyüme yolculuğuna İstanbul’un önemli lokasyonlarından Maslak 1453’te açtığı...
Franchise Lokasyon Seçimi: Yanlış Lokasyonun Bedelini Kim Öder?
Franchise yatırımlarında başarının anahtarı çoğu zaman marka gücü, ürün kalitesi veya işletme deneyimi olarak görülür. Oysa pratikte franchise loka...