Bir Aile Şirketinden Global Güce: Arzum’un 59 Yıllık Dönüşüm Hikâyesi

MK Okka Cafe foto.jpg

Arzum’da başladığınız ilk günden bugüne, markayı bugünlere taşıyan en kritik dönüm noktası sizce neydi?

2008’de Ashmore, 2013’te Mediterra’nın ortaklığıyla büyük bir ivme yakaladık. 2020’de gerçekleşen halka arz ise bu yolculuğun en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Ardından Şanghay, Hong Kong, Dubai, Münih ve New Jersey’de açtığımız ofislerle global yapımızı daha da kurumsal bir zemine taşıdık.

Arzum’un 59 yıllık hikâyesi, inovasyonla kültüre dokunan bir marka vizyonunun sonucu. Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği ile gerçekleşen, Türk kahvesinin, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girmesinde biz de üzerimize sorumluluğu yerine getirdik.

Dış ticaret açısından bakınca da en büyük dönüm noktamız, 2014 yılında ilk otomatik Türk kahvesi makinesi Arzum OKKA’yı piyasaya sunmamızve kahve kategorisinde Arzum OKKA markasıyla Türk kahvesini tüm dünyaya tanıtmak oldu. Bu sadece bir yenilik değil, Türk kahvesi kültürünü teknolojiyle buluşturarak global pazarda marka kimliğimizi güçlendiren bir mihenk taşıydı. Arzum OKKA, hem Türkiye’de hem de birçok ülkede Arzum’u “kültürel bir teknoloji markası” olarak konumlandırdı ve diğer ürünlerle uluslararası görünürlüğümüzün artmasına katkı sağladı.

Bir aile şirketini global bir markaya dönüştürürken, hangi temel prensipleri benimsediniz?

Arzum’u uluslararası bir marka haline getirirken, yerel değerleri küresel bir dille buluşturmak,ürün ve tasarımda kullanıcı odaklı inovasyon, kalite ve güvenilirlik ile tüketicide sadakat yaratmak,tasarım ile fonksiyonu bir arada sunmakbenimsediğimiz temel prensipler oldu. Bu prensipler, Arzum’un birçok pazarda kabul görmesini ve farklı kültürlerde benimsenmesini sağladı.

2013’te uluslararası yatırım ortaklığı süreci Arzum’un stratejisini nasıl değiştirdi? Bu ortaklıkla ne kazandınız?

2008’de ve sonrasında devam eden yatırım ortaklıkları Arzum’un uluslararası vizyonunu hızlandırdı. Bu ortaklıklar sayesinde uluslararası pazarlara erişim, global tedarik zinciri yönetimi ve kurumsal yönetim yapısının güçlenmesi gibi kazanımlar elde edildi. Özellikle Arzum OKKA gibi inovatif ürünlerin global lansmanları bu süreç sayesinde daha sistematik ve etkin yapılabildi.

Arzum’un ürün geliştirmede inovasyonu merkezine alan yaklaşımı nasıl şekillendi?

Rekabetin odağı artık sadece fiyat değil, teknoloji ve değer yaratmak. Arzum olarak bu gerçeği inovasyonla destekliyoruz. Bizim için başarı sadece ekonomik bir hedef değil, Türk tasarımının ve kalitesinin dünyaya açılması demek.

Arzum’un inovasyon yaklaşımı, tasarım ve teknoloji ile kullanıcı deneyimini birleştirme odaklıdır. İlk elektrikli cezveden başlayarak, doğrudan fincana servis özellikli Arzum OKKA’ya ve mutfak robotları gibi yenilikçi ürünlere kadar uzanan bir portföyle sektörde öncü konumunu koruyor. Tasarım ve fonksiyonun birlikte geliştirilmesi Arzum’un inovasyon felsefesinin merkezinde yer alıyor.

Arzum OKKA ile dünyaya açılan Türk kahve kültürü, Arzum içinde nasıl bir dönüşüm yarattı?

Arzum OKKA, yalnızca bir ürün değil, Türk kahvesi kültürünü globalleştiren bir araç oldu. Arzum OKKA serisi ile birlikte 50’den fazla ülkeye ulaştık ve Türk kahvesini uluslararası tüketicilerin deneyimine soktuk. Bu süreç Arzum içinde hem ürün gamının çeşitlenmesine hem de markanın kültürel bir misyonla konumlanmasına yol açtı.

Tüketici davranışlarının hızla değiştiği bu dönemde, Arzum’un pazarlama ve ürün geliştirme stratejisi nasıl evriliyor?

Odağımız, kullanıcı deneyimini güçlendirmek, global büyümeyi ölçeklemek olacak. Kullanıcı deneyimi açısından dijital temas noktalarını sadeleştirip hızlandırırken, ürünlerimizde uzun ömürlülüğü ve fonksiyonel faydayı daha görünür kılacağız.

Arzum OKKA ile 50’den fazla ülkedeki varlığımızı güçlendirip Türk kahvesi kültürünü daha geniş kitlelere taşıyacağız. Global büyüme ile yerel tüketici temasını dengede tutacağız. Arzum’un 60. yılına yaklaşırken hem kültürel mirasımızı hem de inovasyon odağımızı daha görünür kılan güçlü bir marka hikâyesi kurmak en önemli hedefimiz olacak.

Küresel rekabette Arzum’u farklılaştıran en güçlü avantajlar neler?

Rekabetin odağı artık sadece fiyat değil, teknoloji ve değer yaratmak. Arzum olarak bu gerçeği inovasyonla destekliyoruz. Tüketici beklentilerini doğru okuyabilen, teknolojiyi tasarımla birleştirebilen markalar önümüzdeki dönemin kazananları olacak.

Geniş ürün portföyü, kullanıcı odaklı inovasyon, dünya genelinde yaygın dağıtım ağı ve küresel pazar varlığı ve özellikle Arzum OKKA gibi kültürel bağ kuran ürünlerle farklılaşmaArzum’un küresel rekabette öne çıkan avantajları arasında yer alıyor. Bu özellikler, Arzum’u uluslararası arenada sürdürülebilir ve tanınabilir kılıyor.

Dijitalleşme, e-ticaret ve müşteri deneyimi Arzum’da nasıl yönetiliyor?

Müşteri deneyimi, Arzum’un dönüşüm stratejisinin kalbinde. Arzum, dijitalleşmeyi ana satış ve iletişim kanalı olarak kullanıyor; online satış platformları, sosyal medya kampanyaları ve dijital etkileşimlerle tüketici deneyimini sürekli iyileştiriyor. Aynı zamanda global e-ticaret ortaklıkları ile farklı pazarlarda markanın erişimini artırıyor.

Son beş yıldır dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarımızla bu alanı yeniden tanımlıyoruz. Gelecekteki en büyük trendin, kişiselleştirilmiş deneyim olacağını düşünüyoruz.Dijitalleşmede ise yapay zekâ artık işimizin ayrılmaz bir parçası. Pazarlamadan satış sonrası hizmetlere, e-ticaretten müşteri deneyimine kadar farklı alanlarda AI entegrasyonlarıyla ilerliyoruz.

Sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk konularında Arzum’un öncelikli adımları nelerdir?

Sürdürülebilirliksadece çevresel değil, toplumsal bir sorumluluk. Ürünlerimizin yüzde 70’ini Türkiye’de üretiyor, yerel istihdamı koruyoruz. Enerji verimliliği, atık yönetimi, kadın istihdamı, tedarik zinciri optimizasyonu gibi başlıklarda somut adımlar atıyoruz. Örneğin; 2022’den beri yedek parça sevkiyatlarını karton yerine çok kullanımlı kasalarla yapıyoruz, Koli Dönüştürme Projesi ile kağıt israfını azalttık, rota iyileştirmeleriyle yakıt tüketimini düşürdük. Bizim için sürdürülebilirlik bir proje değil, bir yaşam kültürü. “Kahve Atıklarından Üretilen Sürdürülebilir Kaşık” projesi de bu kültürün bir yansıması olarak ortaya çıktı. Her gün milyonlarca fincan kahve içiliyor ve geride kalan atıklar genellikle doğaya karışıyor. Biz bu kahve posasını ileri dönüştürerek hem çevreye katkı sağlamak hem de bu kültüre yeni bir değer katmak istedik. Wastespresso’nun yenilikçi teknolojisiyle kahve posalarını işleyip, Arzum OKKA makinelerimiz için özel ölçü kaşıkları ürettik. Bu kaşıklar, tamamen kahve posasından üretiliyor ve kullanıcıya kahve deneyiminde somut bir sürdürülebilirlik duygusu yaşatıyor. 1 ton kahve posasından 160 binden fazla ölçü kaşığı üretildi.Bu proje, döngüsel ekonominin somut bir örneği. Yani her kaşık, aslında “israf edilmeyen bir kahve hikâyesi.

İhracatta öncelikli hedef pazarlarınız hangileri? Bu pazarlarda nasıl bir büyüme stratejiniz var?

Şu anda 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Dubai, Almanya, ABD, Hong Kong ve Çin’deki 5 ayrı iştirakimizle bu yapıyı güçlendirdik. Bölgesel büyüme bizim için çok kritik. Türkiye’nin stratejik konumu sayesinde dünya nüfusunun yarısına en fazla 5 saatlik uçuşla ulaşabiliyoruz. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Rusya’ya olan yakınlığımız ihracat stratejimizin temelinde. Uzak Doğu ile güçlü iş birliklerimiz var. Ürünlerimizi kritik pazarlara en yakın noktalarda üretiyoruz. Bu, bize hem maliyet hem de hız açısından bize büyük avantaj sağlıyor. Her yeni pazara stratejik ortaklarla, yerel dinamikleri dikkate alarak giriyoruz. Sadece yakın bölgede değil Amerika ve Çin gibi deniz aşırı pazarlarda da varız.  

Global büyüme hedeflerinde yerel iş ortaklarıyla nasıl bir kanal yapısı planlıyorsunuz?

Global büyüme stratejimizde en kritik nokta, yerelde güçlü iş ortaklıklarıyla ilerlemek ve markamızı rekabetçi bir şekilde konumlandırmak. Mısır’da pazar lideriyiz ve bu liderliği korumak için pazarlama yatırımlarımıza devam ediyoruz. Romanya ve Azerbaycan’da yeni dağıtım yapıları kurduk. ABD ve Avrupa’da ise Amazon ve Home Depot gibi devlerle iş birliği yaparak doğrudan tüketiciye ulaşıyoruz. 
Elbette burada en güçlü kasımız Türk kahvesi makinelerimiz, yani Arzum OKKA serisi. Arzum OKKA, kahveyi doğrudan fincana servis eden dünyadaki ilk Türk kahvesi makinesi oldu. Bugün 50’den fazla ülkede satılıyor. Kilogram başına ihracat değerimiz 26 dolar; bu Türkiye ortalamasının kat kat üzerinde. Bu tablo Arzum’un global pazarda “katma değerli marka” konumunu çok net biçimde ortaya koyuyor. Şimdi bu başarıyı yeni Arzum OKKA Elite ile daha da yukarı taşıyoruz.  

Yatırımcı ve iş ortaklarınıza operasyon, satış ve pazarlama tarafında sunduğunuz destekler neler?

Arzum olarak iş ortaklarına pazarlama desteği, ürün eğitimleri, satış materyalleri ve lojistik destek sunarak operasyonun her aşamasında iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Ülkemizde olduğu kadar global etkinliklerde yer almamız da bu desteğin önemli bir parçası.

Sivil toplum ve uluslararası iş konseylerindeki rolleriniz Arzum’un stratejisine nasıl bir değer katıyor?

Bu görevler benim için sadece temsil pozisyonları değil, aynı zamanda Arzum’un geleceğini besleyen güçlü temas noktaları. Farklı coğrafyaların iş yapış kültürlerini, ticaret dinamiklerini ve yatırım iklimini yakından takip edebiliyorum. Arzum’un ihracat stratejilerini kurgularken sahadan gelen gerçek bilgilerle hareket etmemizi sağlıyor, yeni pazarlara girerken daha bilinçli, daha doğru ortaklıklar kurmamıza katkı veriyor.Sektörün sorunlarını, dönüşüm alanlarını ve fırsatlarını sadece şirket perspektifiyle değil, ekosistem bakışıyla değerlendirme şansı buluyorum. Tüm bu birikimleri Arzum’un stratejilerine, uluslararası açılımına ve uzun vadeli yapılanmasına yansıtmaya çalışıyorum.

Kendi liderlik tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Çok uluslu yapıda bu tarzın etkileri neler?

Liderlik tarzımı tek kelimeyle tanımlamam gerekirse “birlikte başarma” derim. Ben kontrol eden değil, yön veren; mesafe koyan değil, temas eden bir liderliğe inanıyorum. Ekibimle aynı hedefe bakmayı, herkesin fikrinin masada olduğu bir ortam yaratmayı önemsiyorum. Karar alırken veriye dayanırım ama sezgiyi de dışarıda bırakmam. En çok dikkat ettiğim konu ise güven ortamı. İnsanlar hata yapmaktan korkmadığında, gerçek potansiyel ortaya çıkıyor.

Genç girişimcilere ve yöneticilere kariyerinizden edindiğiniz en önemli tavsiyeniz nedir?

Genç girişimcilere ve yöneticilere her zaman şunu söylüyorum: Vazgeçmeyin ama öğrenmeyi de asla bırakmayın. İş hayatında başarı kadar, hatta bazen ondan daha fazla şey öğreten anlar başarısızlık olarak gördüklerimizdir. Geriye dönüp baktığımda, o zor dönemlerin beni bir sonraki adıma hazırladığını net şekilde görüyorum.

Benim benimsediğim bir yaklaşım var: Düşseniz bile öne düşmeye çalışın ki hızlı kalkabilesiniz. Yani hatalarınız sizi geriye değil, ileriye taşısın. Önemli olan düşmemek değil; her seferinde daha bilinçli ve daha güçlü ayağa kalkabilmek.

Bir diğer önemli konu da şu: Kısa vadeli kazançlara değil, uzun vadeli itibarınıza yatırım yapın. Bilgi, emek ve karakter birlikte inşa edildiğinde kalıcı başarı zaten kaçınılmaz oluyor.